23 Aralık 2013 Pazartesi

Grinin Çeşitli Tonları

Çok da karmaşık bir dünyada yaşamıyormuşuz aslında, geçen gün fark ettim. Var ile yok arasında o kadar da ince bir çizgi bulunmuyor mesela; aslen gayet net olan çizginin doğasıyla oynayan bizzat kendimiz. "Yok ama aslında şu da var" diye bir şey de yok, "istemem ama şöyle yan cebime doğru alayım" diye bir şey de... Seviyor ile sevmiyor arasına gökkuşağının binbir rengi girmiyor. Sevmenin çeşitleri var belki ama sevmemenin çeşitleri yok çünkü. Sevmek beyazsa, kirli beyaz diye bir şey yoktur. Her seferinde elinde git gide siyaha çalmaya başlayan grinin tonlarıyla kalırsın.
Gümüşler başka bir opsiyon...

Post Arkası:

Merak edenlere;
Kazak: Michael Kors / Etek: All Saints / Palto: Barbour / Kürk şal: Beymen / Ayakkabılar: Giuseppe Zanotti / Çanta anneannemin / Eldivenler: Beymen

19 Aralık 2013 Perşembe

Kaçıncı Bölümdeyiz?

Bazı günler hayat, bir çeşit dönem dizisinin tekrar bölümüymüş gibi hissettirir. "Biz bu sahneyi çekmiştik sanki bir ara, ne zamandı ki?" diye sorası gelir insanın; öylesine uzak, buz gibi bir retro duygusu. Eh tabii soğuk olarak tercih edilen birkaç şeyden biridir retro; diğerleri de intikam, maklube falan... Dönem dizilerinde adettendir, bilirsiniz, drama hep aynı zengin ailenin içinde yaşanır. Mesela bir kış sabahında bir telefon gelir, arkadan gergin bir müzik yükselir ve herkesin suratının şekli bir anda değişir, ya da değişmez, ısrarla mağduru oynayan arkadaşlar da var. Ama seyirci hisseder bakışlardan, birilerinin keyfi bir anda yerine gelmiştir, ve anlar, bazıları da soğuk sever.


Post Arkası:
Soğuk yenen çeşitli yemekler var...

Merak edenlere;
Elbise: Tory Burch / Palto: Vakkorama / Şapka: Zara / Ayakkabılar: Divarese / Çanta: Mulberry (o çanta o parayı çıkaracak, gerekirse her gün takarım!)

11 Aralık 2013 Çarşamba

Hep Yek

Matematiği Almanlar'dan öğrendim ben; kalıcı hasar bıraktı. 2 kere 2'nin 4 ettiğini bile en uzun fonksiyon hesabından öğrendi o nesil; türevini aldı, integralini hesapladı ama sonra ÖSS sınavında (o isimde bir şey vardı o zamanlar) 1+1=1 dedi. Dört işlemde kafalar duman, tutarlılık mühim, hep yek! Dolayısıyla 1'den 1 çıktığında da ben hep 1'i bulabiliyorum. Misal; bir maaşla bir çanta aldıktan sonra bir ayı nasıl çıkaracağımı sorgulamıyorum. Sanıyorum ki bir maaş daha kalıyor geriye geçinmek için. Tabii şimdi bu hesapla, yaşlandığımda, çatısı olan bir evin parasını biriktirmeyi gençken akıl edememiş olduğum için, duvar dibinde ikamet eden bir "bag lady" olabilirim. 


Post Arkası:
Ya da 32 beyaz dişli gülüşümle İpana reklamlarını deneyebilirim.

Merak edenlere;
Mont: Beymen Academia / Jean: J-Brand / Şapka: Network Q / Çanta: Mulberry / Botlar: Rag & Bone / Yüzükler: Beymen & Urban Outfitters & Zoe&Morgan / Şal, Şirince'den  

4 Aralık 2013 Çarşamba

Drama Queen

İnsanın bazen kendisiyle yüzleşmesi gerekir; doğrusuyla yanlışıyla, abartısıyla azlığıyla... İnanmazsın, içsel yolculukları eteklerimin katlarından farklı olarak hafif ve sade severim. Katmanlar karıştıkça, havasıyla olsun suyuyla olsun, daha da dışa dönenlerdenim ben. Ölümlerden döndüm ben! Geçen hafta Londra uçağı kalktı, 20 dakka sonra İstanbul Atatürk Havalimanı'na geri döndü; kuş girmiş motora. Valla o an hayatım böyle bir film şeridiymişçesine geçmedi gözümün önünden. Daha pratik konularla ilgileniyordum o sırada. Ayağımızdaki yüksek topuklu ayakkabıları çıkarmamız gerekecek mi, valizdekilere bir şey olmasa bari falan, böyle şeyler... Yere inince "Nesi varmış?" diye sordu arkadaşlar; "Grip dedi doktor" şeklinde cevap verdim. Sakinliği bile abartabiliyormuşum. 

Post Arkası:
Ölümlerden döndüm ben!

Merak edenlere;
Bluz: Moschino Cheap & Chic / Etek: Vakko / Palto: Dsquared2 / Ayakkabılar: Pedro Garcia / Çanta: Amerika'dan Ebru Ablamın hediyesi
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...