28 Ekim 2013 Pazartesi

Yargı

Aksi kanıtlanana kadar herkes suçludur; ne kadar masum görünürse görünsün. Ateşin varlığı önemli bile değildir zaten ortada bir duman varsa. Dumanın yakınındaki kimse de masum değildir. Bir ya da birkaçı fişeklemiştir bir şeyleri. Sonra mesele incelikli bir zanaata kalır; yargı. Her zaman da jürisi yoktur suçun ve suçlunun. Savcı bazen "s" harfini yolda düşürüp de gelir mahkeme salonuna. Jürinin içindedir bazen ateşi gerçekten çıkaran. Salondaki herkes suçludur sonuçta, kendi masumiyetini ispatlayana kadar. Önden yargılarsın bazen, bazen de yargılamadan infaz edersin birilerini çünkü sen de herhangi bir suçlusundur aslında. Cezanın da suça orantılı olması gerekir; ama ateşin etrafında birkaç kırık varsa teraziyi kim tutar ki?


Post Arkası:
Çok imalı olmuş be!

Merak edenlere;
Palto: Beymen Academia / Bluz Moschino Cheap & Chic / Ayakkabılar: Divarese / Çanta anneannemin

23 Ekim 2013 Çarşamba

No: 7

Babaannesinin Sophia Lauren'e benzetildiği bir evin kızıyım ben; bizim ailede genlerden beklentiler bir hayli yüksek. Tabii, ben dünyaya ilk çığlığımı atana kadar tanınmış yıldızların çoğu çoktan rezerve edilmişti. Anneannemde Greta Garbo havası vardı, Charlie teyzem ve annemi görmüş olsaydı meleklerinden çok büyük beklentilere girmezdi. Kuzenim Cindy Crawford olacaktı büyüyünce, ama o kadar bile kilolu olamadı hiç. Benim ne elmacık kemiklerim, ne saçlarımın dalgası ne de terazide karşıma çıkan sayıdan efsane olurdu. Ailece seviyoruz ama dramayı, ben de hazır ailede kimsenin aklına film noir'lar gelmemişken Lauren Bacall'ı deneyeyim bari dedim. Kimsenin aklına gelmediğine göre bir bildikleri var demek yok hatta deneme yanılma diye bir şey de yok! Başaracağım bir gün o 7 numaralı bakışı...
Ve perde kapanır.

Post Arkası:
Hayalgücü...

Merak edenlere;
Elbise: Elizabeth & James / Ayakkabı: Giuseppe Zanotti / Çanta Anneannemin / Bileklik İtalya'dan

13 Ekim 2013 Pazar

Otobüs Beklerken Ne Giydim?

Moda haftasında, sergi açılışında ya da film galasında ne giydiğimi yazamazdım zaten. Moda haftasını ofiste excel dosyaları eşliğinde, film galalarını evde uyuyarak geçirmiş bir kızım çünkü. Ne Woody Allen'lar istedi de; gitmedim... Günlük, sıradan aktivitelerden keyif almayı öğrenmiş sıradan bir kızım ben; otobüse falan binerim bir yerden bir yere gitmek için, yorulduğumda ilk bulduğum yere otururum, bayramı tercihen bizim Shire'da geçiririm hazır herkes başka bir yerlere gitmişken. Güneşli günlerde siyah giyerim, otobüs bekleyeceksem de en yüksek topuklularımı. Annem zamanında demişti: "Ya o ifadeyi suratından sil, ya da o ayakkabıları bir daha giyme!" Ben ifade üzerine çalıştım, otobüsü beklerken bile.

Post Arkası:

Merak edenlere;
Bluz: Machka / Şort: Topshop / Ayakkabılar: Pedro Garcia / Çanta & Gözlükler: Ebru Ablam'ın hediyesi

6 Ekim 2013 Pazar

Soğuk Savaş

Anlaşma yaptığımda büyük yaparım; tanrıyla mevsimlerle falan, aşağısı kurtarmıyor... Dolayısıyla kazığı yediğimde de baya afilli oluyor. Mevsimlerle anlaşmıştık mesela, benim doğumgünlerimde hava hep mükemmel olacak diye; güneş parıldar, kuşlar cıvıldar, meltem böyle tatlı tatlı eser... Zannedersin "Some Like it Hot" filminin setindeyiz, çekiyoruz. Hep böyleydi yani, bu sene yağmurlar yağıp da bulutlar film setini toptan devralana kadar. Bana ha! Casus belli! Bu haftasonu itibariyle o şortu, palmiye desenlerini ve o sandaletleri dolabın arka raflarına kaldırmış olabilirim ama uyarıyorum seni ey soğuk, intikamım acı olacak! 
Henüz planımı yapmamış olsam da... Ama büyük savaşlar spontane olur zaten.

Post Arkası:

Merak edenlere;
Bluz (Vakko) ve Çanta (İspanya'dan): Nalan Teyzem'in dolabından - 70'lerin sonları / Ayakkabılar: Oscar de la Renta / Parka: See by Chloé / Şort: Stefanel / Gözlük: Ray Ban (Ebru Ablam'ın hediyesi)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...