28 Kasım 2012 Çarşamba

Plansızlık

"Planlarım hayatımı ele geçirmeye başladı!" dedi geçen gün bir arkadaş. Kendisi; "Çıkalım bu akşam!" "Çıkalım çıkalım kesin çıkalım!" "Tamam çıkıyoruz!" muhabbetinin ardından güzel güzel marketten alışverişini yapıp aynı akşam evinde pineklemiş bir insandır. Zira o muhabbetin 10 dakika öncesine kadar planı buydu; istese de kendine engel olamazdı artık. 
Ben de bazen planların hayatımı ele geçirdiğini hissediyorum, tek fark tamamen farklı bir açıdan ele geçiriyorlar. Benim o gün bir planım varsa, neyi yapmamın bir türlü nasip olamayacağı aynen o planda yazılıdır. Çünkü plan dediğin şey zaten değiştirmek için yapılır. Misal, özellikle kızlarla içilecek kokteyllerin arasına hep beklenmedik misafirler gelir, dedikodu yapamayasın diye. Akşam acilen yetişmen gereken bir davet falan varsa, daha da acilen yetiştirmen gereken işler yığıldıkça yığılır. Ya da o akşam ailenle yemeğe çıkmaya hazırlandıysan önce kuzenin hasta olur, sonra teyzenin çatısı akar, en son da kendini bir yerlerde aval aval dikilirken bulursun, bulurum, yani böyle şeyler hepimizin başına gelebilir canım.
Daha en başından hiç plan yapmamış olmak lazımdı.

Post Arkası:

Merak edenlere;
Ceket: Beymen / Etek: Vakkorama / Çizmeler: Miu Miu / Çanta: Anneannemin / Küpeler & Yüzük İtalya'dan

23 Kasım 2012 Cuma

Küçüğüm Aslında

25'ini geçene kadar, hatta pardon üniversiteden mezun olana kadar yaşlanmaya bağışıklığın olduğunu düşünürsün. Zaten ayağında converse'lerle yaşlanamazdın, teknik açıdan mümkün değil. Sonra bir gün ayağına 13 cm'lik topuklu ayakkabıyı geçirirsin ve "böyle daha iyi" olduğuna karar verirsin, taaa ki onlarla yürüyemediğini anlayana kadar. Birden küçük topuklular ararken bulursun kendini. Ve bulduğunda da önce "moda değişti herhalde, gözüme bi' hoş geldi şimdi" falan dersin, taaa ki esas değişenin kendin olduğunu anlayana kadar. 
Yaş ve topuk yüksekliği arasında bir korelasyon var ise ben çözdüm bunu arkadaşım; görüyorsun yakamla yaptığım o hareket de bunu ifade ediyor aslında temelinde. Ökçeler yaşla çan eğrisi yapar, önce artar daha da artar ve sonra gittikçe azalır. Eğer ki Victoria Beckham değilsen, onunki arttıkça artıyor mesela. Ya da Suri Cruise, onun da yaş çizelgesinde beklenmedik sapmalar var.
Ama ben sadece yürümek istemiştim canım; o nedenle yani...

Post Arkası:
Bazen ben bile kendime inanmıyorum.

Merak edenlere;
Ceket: Beymen Academia / Gömlek & Kemer: Beymen Club / Şort: Topshop / Çanta: 3.1 Phillip Lim / Ayakkabılar: Camper / Takılar: Swarovski Kolye & Yüzük Prag'dan

19 Kasım 2012 Pazartesi

10

Herkes iyi olduğu şeyi yapsın canım! Mesela ben görünüşe göre yarışmalarda ilk ona kalma konusunda bildiğiniz kötüyüm. Neden diyecek olan varsa ya kampanya yürütmekte son derece başarısız olduğumdan ya da sadece ilk onu görecek kadar iyi olmadığımdan herhalde. Neyse ama çok da önemli değil, iyi olduğumu bildiğim başka bir konu var elimde hiç olmazsa: çok şahane wishlist hazırlarım, on maddelik, tadından yenmez... Hatta öyle bi' hazırlarım ki hem astronomik olanı hem de ayakları yere basanı aynı listede. Aklıma gelmişken söyleyeyim astronominin, galaksinin modası da hala geçmedi, hatta cowboyların da. Kış geliyor evet, ama daha önce de gelmişti zaten, şaşırtıcı değil yani bazı şeylerin değişmemesi. Önce bi' dolabıma gelsin kış, havasına bakarız sonra...

1. Renkli Deri
Yves Saint Laurent / Desa
Çünkü siyah deri ceket hepimizde var; yenisi icat olmalıydı...


2. Binici Çizmesi
Burberry / Elle
En temizi Burberry, ama banka hesabını da temizleyeceğinden Elle'in vahşi batı nameli modelinin de gideri var.

3. Kadife Ceket
McQ Alexander Mc Queen / Topshop
Gönlüm ve dolabım teatral kuyruklu bir kadife ceket ister ama Topshop'ın rahat kesimli grunge versiyonu değerlendirmeye alınabilir.

4. Pantolon Takım
Miu Miu / Topshop
İlk okuyuşta kolay geliyordu değil mi? Ben gerçi Kanyon'da birkaç tane gördüm bunlardan ama hala tam olarak ikna olmuş değilim. 

5. Doktor Çantası
Proenza Schouler / Matraş
Ciddi bir hava için zaruri... Proenza Schouler ise antidepresan nedeni.

6. Desenli Gömlek
Mary Katrantzou / Mango
Gayriciddi bir hava için zaruri... 

7. Örme Kazak
Moschino Cheap & Chic / H&M
Dibine kadar cici kız ya da erkek fatma olmanın mübah olduğu yerdeyiz.

8. Çan Etek
Kenzo / Topshop
Armut şekilli Akdenizli arkadaşlarımız için mükemmel haber! Ayrıca inanmazsınız Kenzo değil de Topshop'un ışıltılı versiyonu beni daha bir çekiyor. Futurizm demiştim.

9. XXXL Palto
Jil Sander / MMM for H&M
Ne kadar büyük o kadar sıcak! Evet evet...

10. Kraliyet Tacı
Erickson Beamon / Topshop
Ya da kolyesi ya da broşu, zengin göstersin yeter, halihazırda yeterince aristokrat gösteriyormuşum zaten.

Ve evet deri pantolonu başarıyla görmezlikten geliyorum; kabul etmem gerekir ki dünya koşullarında yediğim yemeklerden kaynaklı olarak belli bir hacme sahibim. Ayrıca ben o konuyu iki sene evvel işlemiştim.

Post Arkası:
İlk fotoğraf Chanel'in 2009 reklamlarından; evet metal burunlu çizmeler de... Kış hep aynı kış...

13 Kasım 2012 Salı

Eski Makine

Cep telefonu yoktu, ipod yoktu, laptop hiç yoktu... Sosyalleşebilirdin de bunun medyası yoktu mesela. Biz, fotoğraflara albümden bakardık dedemle. Albüm dediğin şeyi açtığında benim iki kol boyumdan büyük oluyordu zaten; başında ebeveyn olmadan dönmüyor sayfalar. Dayım girerdi içeriye, üzerinde beline kadar çektiği Levi's 501. Dedem beğenmezdi: "Amerikan işçileri giyerdi bu kotu, moda oldu başımıza..." Dedem sevmezdi öyle, kendisi kravat mendil tam takımdı, şapkasız çıkmazdı. Fotoğraf makinesini tripodun üzerine koyardı da çekerdi. Telefonların fotoğraf çekmediği bir dünyanın insanıydı, hiç tag'lemedik biz onu. Anacağımız zaman eski eşyalarına, albümdeki fotoğraflarına bakıyoruz. Bir de ne zaman üzerimize kot giysek "Dedem görse şimdi!" diyoruz ve yine de gülümsüyoruz. Annem ve ben yaşamayı, keyif almayı ve keyfi kayda almayı Dedem'den öğrenmişiz. 
Post Arkası:
19 yıl önce bugün vedalaştığımız Dedem içindi...

Merak edenlere;
Fotoğraf makinesi: Kodak, Dedemin...
Ceket: Fred Perry / Kot: Jbrand / Ayakkabılar: Divarese / Takılar: Longines Saat (Tevfik Aydın Saat) & Bileklikler Banana Republic, Swarovski, Annem ve Anneannemin & Küpeler Prag'dan 

11 Kasım 2012 Pazar

Kaldırım Taşları

Küçükken takıntılarım vardı benim. Yolda yürürken çizgilere basmamaya çalışırdım mesela; çizgilerin içinde yüzen balıklar vardı çünkü, basacak olursam ölürlerdi. Takıntı artı geniş hayalgücü, sonuç bu... Sonra o geniş aralıklı güzelim kaldırım taşlarını kaldırdılar ve yerine eciş bücüş pembeli beyazlı taşlardan dizmeye başladılar. Kabus yani! Ayağı sığdırmak imkansız. Dolayısıyla kaldırımın en güvenli yeri kenardaki çizgi aralıklarının geniş olduğu dar bölge oldu. Her ne kadar anneme göre öyle olmasa da: "Kızım düşeceksin, in ordan aşağı!" Ben daha açıklama yapmaya başlayamadan -allahtan, yoksa ver elini psikolog Aynur Teyze- bizim balıklar annemin bir kol kuvvetiyle mefta tabii.
Sonradan, derin araştırmalarım sonucu, bu davranış kalıbının (terminoloji de bilirim) zarar vermek istemeyen çocuk psikolojisi kaynaklı olduğuna kanaat getirdim; ve de üzerine açıkçası derin bir oh çektim. Yani sadece öğrenmedim canım, kanaat getirdim bizzat. Bana psikolojiden o CB'yi veren hocam tekrar düşünsün nasıl bir yeteneği harcamış zamanında...
Bir de çocukken kirazdan kulağına küpe yapmayan oldu mu hiç? Halen merak ediyorum bunu.

Post Arkası:
Çok da zor bir çocukluk geçirmemiştim ama...

Merak edenlere;
Parka: See by Chloé / Bluz: Beymen Club / Etek: Yargıcı / Çanta: Vakko (beni iyi tanıyan arkadaşlarımdan hediye) / Ayakkabılar: Topshop / Takılar: Longines Saat (Tevfik Aydın Saat) & Little Soho Küpeler & Bileklikler annem ve anneannemden.

3 Kasım 2012 Cumartesi

Benim Adım

Bazı renklerin tanıtıma, takdime ihtiyacı olmaz. Baktığında tanırsın hemen; taaa 5 km'den, sokağın diğer ucundan, salonun giriş kapısından, nerden olursa artık... Belli ederler hemen kendilerini. Haliyle pek şaşırtıcı değil önemli halıların, bir şeyler anlatmaya çalışan çiçeklerin, açılış kurdelelerinin, ödül törenlerinde favori kıyafet renginin ve evdeki rujların yarısının kırmızı olması. Keza HKY logosundaki ayakkabının da, burası kendini ciddiye alan bir kurum çünkü - ciddiyim, hayır dalga geçiyorum, yok hayır cidden, yok yok dalga geçiyorum...
Neyse işin aslı ben pek öyle kırmızı bir insan değilimdir. Etki intiba falan lazımsa siyah, yılbaşı neşesine kapıldığımda kar beyazı, romantik hissettiğimde toz pembesi, dikkat çekmek istediğimde türkuaz mavisi giyerim ben. Bayram ve seyranı da geçtik peki ne alaka diye ben de kendime sordum aslında ama anlamlı bir neden bulamadım valla. Belki de bir nedenim olmadığında kırmızıyımdır ben de. 
Ya da bir yerlerde görüp bu sezon gideri var bunun demişimdir.

Post Arkası:
O kitabın adı da başka renk olamazmış.

Merak edenlere;
Elbise: Red Valentino / Deri Ceket: Beymen Academia / Ayakkabılar: Giuseppe Zanotti / Çanta: 3.1 Phillip Lim / Takılar: Topshop Yüzük & Küpeler İtalya'dan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...