29 Mayıs 2012 Salı

Belle of Cannes

Beni bilirsiniz; en stratejik haftasonlarını hep yatakta dolu bir burun ve ağrıyan bir boğazla geçiririm. Dolayısıyla bu haftasonu İstanbul'a kadar teşrif eden Carine Roitfeld de benim şen yüzümü göremeden ayrılmak zorunda kaldı ülkeden. Ben de üzüntüden kendimi Cannes'a vurdum; ta dibine, tam 10 gününe kadar... hazır Diane Kruger jüri üyesi olmuş, her gün kırmızı halıda ve hepimiz kendisinin artık çuvallamasını bekliyoruz (herhangi şekilde). O değilse bile birileri çuvallar yani. Biz derken; Asya Yakası'ndan İdil, Amerika'dan Esra, kurumsal dünyadan İrem ve bu bölümün demirbaşı Canan (evet sarışın olan). Ben bir şey yapmadım, oturdum dinledim, biraz da ben dinleyeyim canım. Buyrun Cannes Güzelleri:

Belle of Prints
CO: Ben Erin'e veriyorum oyumu, o da elbisesini bana verirse sevinirim.
İY: Benim oyum kesinlikle Erin Wasson'a; aralarındaki en moderin duruş onunki, yalın sert kontrastlı...
EB: Yani tamam desen güzel falan ama bizim Çarşamba pazarında da buna benzer şeyler satılıyor yazları. Bence tasarımcıların İstanbul Pazar modasını takip etmeleri, taklit etmemeleri lazım. Bianca'yı sevdim, Barbie elbisesine benziyor.
İA: Ben bu çiçek desenlerini hiç sevemedim, o nedenle Bianca en güzel pozunu da verse benim için koltuk klasmanında yarışıyor. Prada'nın elbisesini zaten hiç sevemedim.
EB: Bence bu elbise şöyle diyor: Güzel fikirlerimiz ve moda renklerimiz vardı ama bir araya getirince oturtamadık. Kompozisyon pazarken paragraf arası geçişleri yapamamak gibi.



Belle of Glam

İY: Hmmm bu biraz zor... En iyisi Jessica galiba. Millanın elbisesi fazla fütüristik ama iyi taşımış doğrusu.
EB: Fütürizm öldü bence, ölmediyse hemen ölsün. Jessica, beğendim canım seni. Zaten bu akan simler olayını hep sevmişimdir, çok asil, de göğüs kısmında bıraz sıkıntı var sanki. Diane'in üzerindeki degajeler folyoyla sardık ama tam saramadık dalga oldu diyor.
İA: Diane Kruger elbiseyi çok iyi taşısa da sadelikten yana olurdu tercihim; Gucci'nin kararında parıltı ve kuyruk kullandığı modeli favorim.
CO: Diane, Oscar heykelciğine benzemiş, klas kadın. Kırmızı halı için bile saç ve makyajını kendisinin yaptığı doğru mu acaba?


Belle of Fashion Insiders
İY: Giovanna delirmiş belli ki! 
İA: Kimse uyarmadı mi?! Bahar gelmiş çiçek açmışsın da o kürk nedir?
EB: Belden yukarısı Alpler'de turluyor, aşağısı Maldiv'lerde sahilde. Carine'e sözüm yok; düz, elegant.
CO: Eskiden Cannes bu kadar süslü bir event değildi şekerim, ortalığı Amerikalılar basınca böyle oldu, herkes coştu. Carine Fransız sadeliğini geri getirmiş, ben ona oy veriyorum. Ayrıca böyle spor yakaları seviyorum.
İY: Carine de kolayına kaçmış. Benim oyum suratsız gelin kızımız Anna'ya.
EB: Bunun kafaya tül; hoppp oldu sana gelinlik. Sevdim ama bu elbiseyi.
İA: Anna'yı evlendirmeyelim zorla, varmayacak kız belli. Siyah her zaman kurtarır.


Belle of the Day
EB: Etek güzel, hangi resim ki o acaba? Ama çok sıradan, insanlar Nişantaşı'nda alışverişe çıkarken giyer bunu.
İY: Leila sanat tarihi öğrencisi mi?!
İA: Ben tabloya sarınıp çıkmış ressam conceptine karşı değilim ama etek değil elbise olmalıydı. Dior elbise tam benlik ama ayakkabılar değil.
EB: Ben o elbisenin üstünü beğenmedim canım ya. Ayrıca o elbise ve ayakkabı resmen olmamış arkadaşım. Tilda candır, ne giyse yakışır.
CO: Tilda foreva!
IY: Günlük tarz için biraz ağır kaçmış o gömlek, Fransızlar işini bilir derim ben.

Belle of Drama
İA: Elbisenin tasarımcısı kadar Anja Rubik'e de taşıdığı için tebrikler demek istiyorum nefesimi kesti.
İY: Wow Gucci on Anja Rubik tek geçerim! Kadının göbeğindeki çiçek deseni visual girdap etkisi yarattı bende.
EB: Kadın seksi o nedenle olmuş. Paz'ın elbisesi cidden güzel; etek uçlarının tüyleri, üst kısmının asimetrisi falan...
CO: Balık kuyruğu kadar dramatik bir kesim yok bence!
İA: Ayak uçlarına doğru kuş katliamına neden olmuş Stéphane Rolland Couture elbiseyi sarkık göğüslü kadınlar tercih etmemeli. Bir de Elie Saab hayranlığımı sorgulamaya başladım.
İY: Taç Linens'in yeni sezon koleksiyonu değil miydi o?


Belle of White
EB: Ya ben bıktım bu roma özentiliğinden, bitti o devir! Çok iyi olsalardı çökmezlerdi zaten. Artık önümüzde bakalım biraz da. Son zamanlarda gördüğüm en farklı, en güzel kısa elbise Freida'nınki; altınla beyaz çok güzel duruyor.
İY: Chanel'le kim yarışabilir ki?
İA: Ama Diane de doğru ayakkabı ve çantayla doğru kombinasyonu yapmış.
CO: No, no and no! Bilmiyorum belki Ines'in tanrıça kostümüne yes ama ayakkabılarına no!



Belle of Red
İA: Görür görmez sağdakinin Roberto Cavalli imzalı olduğunu anladım. Severim dekolteyi ama Nicole de su gibi akmış.
EB: Ayy bu kırmızı giydim her yerimi açarım, hayvan gibi seksi olacağım kafası nedir ya?! Göz yoruyor... 
İY: Natasha less is more'u kumaş olarak anlamış herhalde
EB: Kristen olmuş, renk bu kadar iddialıyken düz olmakta yarar var.
İY: Nemrut Kristen'e kaldık yine, o elbiseyi Nicole'e giydir bak neler oluyor!
CO: Kristen'in göğüs dekoltesi o kadar beyaz ki bakmak mümkün değil, asık suratlılığından yüzüne de bakmak mümkün değil. Ama elbisesini çok sevmek!


Belle of the Award Ceremony
EB: Diane Kruger'in elbisesinin içine bir çekirdek aile sığar, çadır gibi maşallah!
İA: Diane'in şekilsiz eteği sinirlerimi bozdu, yoksa siz bilmiyor musunuz bende simetri takıntısı var?! Audrey dolaptan eski elbisesini çıkarmış herhalde. Kötünün iyisi yine Kylie.
EB: Aaaa ben bu kadını yıllardır görmemiştim ya! Elbise güzel de bu tür göğüs kesimini sevmiyorum, kadını iyice memeli yapıyor, güzel de bir yere kadar...
İY: Audrey ortaokul çayına gidiyor, Kylie de Esma Sultan'a düğüne! Benim oyum Diane'e, hatun da ne giyse güzel taşıyor.
EB: Audrey'in bir tarzı var bence ona göre seçiyor. Kumaş güzel, işlemeler, parlaklık, ayakkabılar her şey yerli yerinde.
CO: Fransızlar zevkli insanlar canım... Kylie'nin Cannes'da ne işi olduğunu bilen varsa söylesin lütfen!


Post Arkası:


EB: Esra Bakkalbaşıoğlu
İA: Irem Ayken
IY: Idil Yılmaz
CO: Canan O.


Fotoğraflar: The Daily Telegraph, Vogue, People, Guardian

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Pembe Panter

Hava gerçekten mükemmel! Çok bulutlu, bol kasvetli, üzerine ince bir pardesüyü de aldıktan sonra kendini bir dedektif filmi setinde hissedebilirsin. Bakınız; yakasının altından kıs kıs gülümseyen ben. İnce topuklu ayakkabılarımla ormanlık bir arazide gezinmekteyim gizli bir iş için, karanlık sırları aydınlatıyorum da. Nasıl yani siz hiç yeşilliklerin arasında topuklu giymediniz mi? Peki Ascot'a giderken ne giymiştiniz? 
Neyse tamam, işin aslını anlatayım; hedefim şöyle iyisinden bir film noir'da şeytani kırılganlıktaki femme fatale karakteri kıvamında bir hava yakalamaktı. Evet o kadınlar nasıl oluyorsa kuzu postunda bir kurt, aynı zamanda da bir o kadar mağdur olabiliyorlar. Sandım ki hava da bu kadar bulutu yüklenmişken anlarız birbirimizi. Ama galiba o karakter biraz karmaşık geldi ona, ya da bana ve dolabın karşına her geçtiğinde renk arayan gözlerime...
Sonuçta Kiss Me Deadly'deki Marian Carr olamamış olabilirim, zira o pardesünün altında gerçekten başka bir şey yok, ama olsun Pembe Panter da bir şeydir canım. O da zaten parmak ucunda adımlarla yürüyor.


Post Arkası:


Merak edenlere;
Pardesü ve Etek: Vakkorama / Bluz: el örgüsü / Çanta: Anneannemin / Ayakkabılar: Giuseppe Zanotti / Takılar: Pilgrim, Tiffany, Swarowski ve Anneannemin bileklikleri, Agatha Küpeler

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Ters Yüz

Bilirsiniz, her şeyin bir kuralı vardır; trafiğin, ofisin, mutfağın, modanın... Yoksa maazallah kafamız karışır, yolumuzu kaybederiz, düzen bozulur... Moda kuralları bunların arasında açık ara favorim hatta zaten en gereklileri; hayat kurtarıyoruz ya çünkü, uymak lazım. Kemerin tersi yüzünden takılmamalı, koyu renkler her zaman alta giyilmeli, rüzgarda uçuşan etekler giymeyiniz falan... Hep uymuşumdur...
Misal, geçen gün bir  bir arkadaş sağolsun mini etek giyebilebilmenin ön şartları üzerine de bir açıklama yapmış bir internet sayfasında (meşhur bir yayın kuruluşu olsaydı rencide ederdim seve seve ama şimdi gerek yok bağımsız kişilerle husumet çıkarmaya, ama soranlara söylerim). Yapılan kalifikasyona göre; bacakları kalın olan arkadaşlar, baştan elendiniz. Beyoncé örneğin, bıraksın bu işleri. Hele çarpıksa o bacaklar unutun gitsin; Kate Moss, bi' daha görmeyeyim, Stella McCartney bile kurtaramaz seni!
Yaz geliyor ya tabii mevsimsel olarak önemli bi kural bu, es kaza çiğneyen olur falan uyarmak lazım ki kızamık çıkaralım bu sıcakta! İşte bu yüzden hep böyle "Parizyen'den Müjde size!" adımıyla başlarım zaten yürümeye, elinde kamerasıyla bi' çeken olur, n'olur n'olmaz sonra yamuk, kalın görünmesin bacaklarım. Moda kural işidir lütfen, eğlence değil! Eğlence teneffüste...
Post Arkası:


Tabiki kendimi albümü milyonlarca satan bir şarkıcıyla ve top modellerin top'ıyla kıyaslıyorum, "özgür moda" teması bahaneydi.


Merak edenlere;
Bluz: Annemin (1980 suları) / Etek: Zara / Kemer: Beymen Club / Ayakkabı: Giuseppe Zanotti / Çanta: Desa / Küpe: Hatılanamadı

15 Mayıs 2012 Salı

Mayıs Bulutları

Double espresso shot (shot ama yani tek yudumda dikilecek), 5 minik çikolata, birkaç fıs Flowerbomb ve aldığı kadar kırmızı ruj. Kendime gelmeye çalışıyorum bi' dakka... Hayır dün akşam kabus görmedim, kasvetli hava gerçeğini sindirmeye çalışıyorum sadece. Ruhu besleyecek bir güneş olmadığına göre ortada, dışarıdan takviye almak gerekiyor mecburen. Mesela; fiyonk hanımefendi hissettiriyor, kolej montu daha genciz güzeliz diyor, şort da yaz ferahlığını veriyor. Ohhh sanki iki yıllık okul tatilindeyiz! Bozmayın lütfen, kendi numarama fazla kaptırdım.
Herkesin bulutla, depresyonla, bahar yorgunluğuyla başa çıkmak için kendine has bir formülü var. Benim bulutlarım iki parfüm bi' ruj gibi entellektüel yaklaşımlarla hemen dağılıyor. Aman canım tüketim toplumu sağolsun her şeyin bir çözümü var! Eh tabii şemsiyenin de yararı dokundu o sırada, elinde upuzun bir laleyle dolanırken bulutu kim takar?! 
Post Arkası:
Ben bugün şemsiyemle birlikte çok yağışlı bir Varşova'ya gidiyorum. Dönünce görüşürüz!


Merak edenlere;
Mont: Vakkorama / Gömlek: Tory Burch / Şort: Topshop / Ayakkabı: Beymen Club / Takılar: Banana Republic Kolye, bileklik olarak & Swarovski ve Pilgrim bileklikler & Annem ve Anneannemin bileklikleri & İnci küpeler bir butikten / Longines Saat (Tevfik Aydın Saat) / Şemsiye Hollanda'dan

10 Mayıs 2012 Perşembe

En İyi MET

Anladığım kadarıyla her topluluğa Oscarvari bir kırmızı halı imkanı tanınıyor; tiyatrocuların Tony'si, televizyoncuların Emmy'si, Almanlar'ın Altın Ayı'sı, Fransızlar'ın  Palmiye'si, bizimkilerin Portakal'ı, moda aleminin de MET'i... 


Evsahibim Vogue, konuklarım manken ve tasarımcı, mekanımsa Mayıs ayında New York olsa ben de puldan payetten, yırtmaçtan, desenden, tüyden, tarzdan hiç kaçınmazdım, ki geçen pazartesi akşamı Elsa Shiaparelli ve Miuccia Prada'nın onuruna toplaşan arkadaşlarımızın da tavrı bu yönde olmuş. Her ne kadar Miuccia başta Elsa'yla toplaşmaktan hiç haz etmediğini söylemiş olsa da. Tabii sonra her politikacı gibi (kendisi siyaset bilimi mezunu eski bir sosyalisttir) Elsa'yı ne kadar takdir ettiğine dair beyanatlar da verdi. Elsa sanıyorum ölmüş olduğu için bir cevap vermedi; yoksa altında kalmazdı. Neyse konumuz kılık kıyafet mekanımız kırmızı halı olduğuna göre ödül verebiliriz. MET'te kimse kimseye vermedi, ben de o nedenle o akşam o kadar saat süslenip gelenlere vermek istiyorum, hatta çifter çifter. Ta Daaaaa buyrun the First Annual HKY MET Awards!

En iyi Teknik
Modaya karşı mühendis yaklaşımlarından ötürü hiç frikik vermeyen bu iki elbise... Ayrıca,  Angelina da kimdi?

En iyi Animasyon
Christina'nın devasa fiyonku ve Elizabeth'in gerçekdışı, uyumsuz desenleri...


En iyi Işık
Tepeden tırnağa dendiğinde artık hep daha fazlasını bekleyeceğim. Carey'i ise gece aydınlatması olarak kullanmak istiyorum.


En iyi Dekor
Elbisenizi süslemek istiyorsanız kuştüyü bu senenin olayıdır.


En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu
Batı'nın kötü cadısı Lana ve Hollywood'un kötü cadısı MK'den femme fatale karakterine geleneksel ama yenilikçi bir bakış.


En iyi Görsel Efekt
Eğer geldikleri yer gelecek değilse ben de her gün Floryashire'dan kalkıp Plazaville'e gitmiyorum.


En iyi Yönetmen
Ve Anna Wintour'un eteğindeki şey taşlarla süslü bir istakoz.

En iyi Casting
Cate Blanchett ve Florence Welch'i kim biraraya getirse alırdı ve Sarah Burton kazandı. Artık eminim ki McQueen koleksiyonu biz ölümlüler için değildi.


Sonuçta ne çıkardım onu da anlatayım; bence bundan sonra parlak şeyler giymeye devam ederiz, tüylü aksesuarlar takarız, kabarık etekleri saklandıkları yerden çıkarırız ve gece vakti üşüyecek olursak üzerimize pek tabii pahalı bir pelerin alırız. Derin yırtmaçlara gelince, ona son noktayı koydular, tadında bırakmak lazım. Evet, önümüzdeki birkaç sene ne giyeceğimizi biliyoruz artık.


Post Arkası:


Resimler: NY Mag & Guardian & Vogue

8 Mayıs 2012 Salı

Pop Quiz

Zamanın zorlu ve yıpratıcı sınavına dayanabilen nadir şey vardır. A) annemin saptamaları nasıl oluyorsa uzun vadede hep haklı. B) anneannemin takıları; Hürrem'i cebinden çıkarır. C) Chanel no5. D) Madonna ve hatta kendisinin estetik cerrahıyla spor hocası bir paket olarak. Henüz bu seçeneklerden herhangi birisinin yaşlandığına ya da "hmm o dündü" cümlesinin ucundan öznesi olduğuna şahit olunmadı. Elbise dediğin mesela, değişir, bi' bakarsın o sene artık etek almak istersin. Ya da saç şekilleri, renkleri değişir, mesela benim saçlar o fotoğraftan bu yana bile biraz kısaldı, biraz da açıldı. Çünkü her şey bir anda değişiverir, bi' bakarsın yanlış sınavı cevaplıyorsun. 
Annem bundan 5-6 sene evvel tutturmuştu "al sen o eteği!" diye ben daha ayağıma kot ve şorttan başka bir şeyi geçirmezken. Etek; o çöl dönemini atlattı, sonra "tek parça elbiseden başka şey giymem (uzun gösteriyor çünkü şekerim)" dönemini atlattı, hatta bizzat kendisini elbise yapıp giydiğim dönemi de atlattı. Sonra bir sabah etek tekrar pop quiz olarak çıktı: Bugün seninle n'apsak acaba? Cevap: liseden kalma kapşon, rocker zamanımdan kalma kemer, kıştan kalma parıltılar, emektar Ray Ban'ler... E) Hepsi
Ya da bilmiyorum belki çoktan dündü.


Post Arkası:
Mesela o duvar da 1900'lerin başından beri ayakta.


Merak edenlere;
Etek: Beymen Club / Hırka: Tommy Hilfiger / Ayakkabılar: Chloé / Çanta: Anya Hindmarch / Gözlük: Ray Ban / Takılar: Chanel Kolye & Longines Saat (Tevfik Aydın Saat'ten) & Bileklikler İtalya'dan & Zoe&Morgan Love Ring ve annemin yüzükleri  / Kemer ve T-shirt: Hatırlanamadı


3 Mayıs 2012 Perşembe

Afife...

Ehem ehem, beni twitterdan takip edenler bilirler (bütün gün ve gece hiç olmadığı kadar konuştum çünkü); pazartesi günü bir ödül töreni bolluğu yaşayan İstanbul'da tercihim Afife'den yana oldu. Zira; protest atmosferi olsun, entel dantel tayfası olsun daha bi' ilgi çekiciydi. Ayrıca kucağıma düşen bir davetiye durumu da söz konusuydu ki bilirsiniz davetiyeler hep doğru kişinin elinde kalırlar. Kapatılan Taksim Meydanı'na ve kilitlenen trafiğe rağmen giydik 10 küsur santimlik topukları, düştük Haliç yollarına. Kılık kıyafet anlamında pek bir beklentim yoktu gerçi ama kekremsi bir tat bırakmasaydı keşke gerisinde. Neyse, kırmızı halı kırmızı halıdır ve adı sanı bilinen herkes yeri gelmişken iki çift lafı hak eder. 
İki sorum var: 1. Çıtır Kız Melda Gür hamile mi? 2. Değilse neden?


Ece Uslu, gelecekten gelirken bir çift de çorap alsaymış yanına, ele güne karşı...


Ahu Türkpençe'den eli yüzü düzgün ama bir heyecan yaratmayan monochrome palet bir elbise.

Zerrin Tekindor, nam-ı diğer Matmazel'den bir ders daha: Önemli olan taşımak!


Esra Bezen Bilgin kesinlikle (bu yoklukta) Sevin'in sözleriyle: "Dileeekkkk, bu gece gördüğüm en iyi elbise!" ünvanını da hak etmişti ve nedense ödülüyle beraber verdiği ilkokul çocuğu pozuyla bu gerçeği kapatmış. (Burdan bakınca pek öyle durmuyor ama) Pileli eteklerinin beyaz uçları, yürürken keyif verici oluyordu.

Ben mi? Ben, halının ve perdelerin rengine uyumumla tam bir klişeyim!


Post Arkası:
Bu post; davetiyenin kaynağı Gamze, bana eşlik eden Aytuğ ve sabrı, resimleri sağlayan Sevin ve Aynur içindi.


Merak edenlere;
Elbise: Valentino Red / Deri Ceket: Beymen Academia / Çanta: (annemin) Vakko / Ayakkabılar: Pedro Garcia
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...