25 Nisan 2012 Çarşamba

Vanilya ve Dondurma

Hani bahar ve yaz arasına denk gelen bir gün vardır; o gün şort ya da etek gibi gereksiz şeyleri giymemeye karar verirsin. Hatta ve hatta geçen yazdan bu yana ne kadar beyazlamış olduğun da o sırada önemli değildir. Zaten şortunu giymediğini de arkanı dönüp şöyle bir baktıktan sonra fark edersin. Belki de annen, ev arkadaşın, sevgilin ya da birileri kapıdan çıkmadan önce demiştir: "Yani... Bari...... Neyyyse..." O neyse'yi eşzamanlı bir göz devirme sekansı takip eder. Evet, o güne hoşbulduk.
Sonra geriye söyleyecek tek bir şey kalmıştır: "Hadi ya?! Neyse..." Ama bu seferki 'neyse' güneşi gördüğünde düşünmeyi bir kenara bıraktığının neyse'sidir. Zaten hayatı renkler ve yemekler üzerinden tanımlayabildiğin sürece hiçbir şey çok karmaşık değildir aslında. Mesela; insanın rengi vanilya kıvamında olunca ister istemez çantayı bol meyveli, pardon yani renkli, dış katmanını da bitter siyahı seçmek zorunda kalıyor.
Post Arkası:
Yani aslında giymiştim şortu, yeterince ciddi baktığımda görünüyor bile...


Merak edenlere;
Ceket: Beymen Academia / Bluz: Topshop / Şort: Rebecca Taylor (aslında var sadece görünmüyor) / Çanta: Vakko / Ayakkabılar: Beymen Club / Takılar: Faili meçhul küpeler & Annem, Anneannem, Swarowski ve Pilgrim Bileklikler & Longines Saat & yüzükler  Zoe&Morgan ve Annemden

20 Nisan 2012 Cuma

Pastel Boyayla mı Hocam?

Ehem ehem, ciddi bir meseleden bahsedeceğim, çünkü 1. yaptıkça çoğalan işlerim yüzünden, pardon pardon ofis bahaneleri şık değil demişlerdi, Maldivler'de hava fazla mükemmel olduğu için kaç zaman oldu hiçbir şey yazamadım 2. bugüne kadar kimse bu konuyu çarşaf çarşaf anlatmadı...  Bu, bi' kere çok önemli bir ikilem, her ilkokul-ortaokul öğrencisinin karşısına çıkmıştır mutlaka: "Örtmenim pastel boyayla mı boyayalım? Sulu boyayla mı?" Çok şanslıyız; bu sene bir eğitim öğretim sorunsalının cevabını çok net veriyorum: Pastel boyayla yap çocuum! Bu yaz (şu sevimsiz Nisan'ı da bi' atlatırsak oraya geleceğiz) yer gök pastel.
Bilinir ki büyükler liginde birkaç defilenin ortak noktası varsa trend olur; ama Chanel ve Prada'nın çaldıkları teller benzemişse, gerçekten kaale almakta fayda vardır. Deniz conceptli de olabilir (Chanel), 50'ler Amerikası'nın nostaljisi de yapılabilir (Prada), hatta geçen senenin color-blocking teması bile tekrarlanabilir (3.1 Phillip Lim / ölümcül bir yanlış nasıl döndürülür). İstediğin modeli seç, pastellere boya ve bu yaz dışarı çıkmaya hazırsın.
Evet, Alexa Chung'ın elbisesinin bebek mavisi bir Chanel olması, kat kat etekleri ve dizi dizi gırtlağa kadar kapalı düğmeleri dışında çok bir özelliği yok ama güzel işte (yani ben kendisine karşı hala bir şeyler hissediyorum). Elinde sigarasıyla salınan, manken olduğunu zannettiğim arkadaş ve içkisiyle takılan Laura Bailey de aslında gayet örnek alınası; çocuklar, yanlış yere bakmayalım! Bakınız, pembe puf ceketle kot gömlek iyi bir fikir. Bir de açık toprak tonları, mavi ve yeşilleri taze gösteriyor.


Benim bakış açım çok yeni olmayabilir ama konuya uygun olmuş yani değil mi? Sadece o sırada tam olarak nereye baktığımı hatırlamıyorum.


Post Arkası:
Defilelerin ve diğer insanların resimleri: The Daily Telegraph


Merak edenlere;
Kazak & Ceket: Beymen Club / Çanta: Mulberry / Kolye: Beymen / Bileklikler: Annem & Anneannem ve Swarovski

11 Nisan 2012 Çarşamba

Pırlantalar ve Pas

Giyinmeye takılardan başlarım aslında. Yani, herkes bir yerlerden başlar değil mi? Benim sıralamam takı, toka, aksesuar, ayakkabı, son olarak da konuya uygun etek, elbise ve benzeri diğer kıyafetler şeklinde devam ediyor. Söylemiştim değil mi; zor severim, genel olarak. Ve dolayısıyla anneannemin yeni elime geçirdiğim yüzüğü elimde öylece otururken kendime engel olamadım, nasılsa bir yerden başlayacaktım ve o sırada Diamonds and Rust çalıyordu, çünkü kendi Bob Dylan'ım kel alaka bir zamanda aramıştı sıkıcılık derecesinde romantik olabilirliğim vardır.
Ve evet, bundan sonrası gayet kolaydı. Nasılsa mevsimlerden bahar, çiçekler kocaman kocaman açarlar. Ceketin üzerine sarıp sarmalanan kemer sanki yeni bir şey giymişsin hissini verir. Eski diye paslanmış olması şart mı yani? Belki de bir şeyler değişmiştir, ya da eskisi kadar aynıdır. Mantığım mutlaka bi' burnunu sokar işin içine fazla çiçek böcek istemez, öyle çok kızsal kılıklara da gelemez. İlla maskülen bir şeylerle karıştırasım oradan geliyor olabilir de şu sulu romantik karakterimin nereden beslendiğini bir türlü çözemedim.
Post Arkası:


Merak edenlere;
Ceket: Armani Collezioni / Kemer: Topshop / Çanta: Matraş (kendisinden daha önce bahsetmiştik) / Şapka: Beymen Club / Etek: H&M / Ayakkabılar: Hotiç / Takılar: Tevfik Aydın'dan Longines Saat & Anneannemin yüzüğü & Banana Republic Kolye, bilezik olarak & Annemin küpeleri

7 Nisan 2012 Cumartesi

Fırtınadan Önceki

Normalde iki şey söz konusu olduğunda kesinlikle kafam karışmaz: 1. Cümle kurmak 2. Kıyafet seçmek... Tamam 2. maddede biraz abartmış olabilirim, ama iyi cümle kurarım, hatta paragraf bile yaparım, hem de çok fena! Gelgelelim son üç gündür bir tab'de açık edit edilmeyi bekleyen bu post bende külliyen farklı bir hissiyat bıraktı. Üç koca gün: kaç dizi bölümü, kaç e-mail, kaç telefon konuşması, kaç kadeh, kaç fincan... Eğer fırtınanın öncesi hakikaten sessizlikse, havada da ciddi bir tuhaflık seziyorum.
Her şey dolabın bir köşesinde unuttuğum kolejli modeli montumu bulmamla başlamıştı belki de; çünkü her zaman, eskilerden kalıp da sonradan bulunan bir malzeme suçu atmak için iyidir. Ama zaten diyorlar ki bu sene biraz sportif olacakmış. Sonra bir baktım geçen senenin "ya al ya da asla ortalarda görünme!" şeklinde satılan baya kalın çizgileri, pardon bir yaz klasiği diyorduk onlara, tekrar gün yüzüne çıkmışlar. Geriye yapacak tek bir şey kalmıştı, beyaz t-shirt ve siyah ayakkabılar... Kırmızı çantaya her zaman yerimiz vardır ama. O kadar da karışık olmamalıydı aslında işte fırtına, bütün suç fırtınada, ya da montta, emin değilim. Benim aslında ilk başta 50'lerden kalma kılığımla baya anlatacak şeyim vardı. Sonra her şey bir anda sustu.
Post Arkası:
Facebook'ta bir bakış açısı daha var! Tıklayın!

Merak edenlere;
Mont: D&G / Etek: Zara / T-shirt & Ayakkabılar & Çanta: Beymen Club / Kolye: Kapalıçarşıdan / Bileklikler: Vakkorama & Banana Republic & Anneannem & Annem / Gözlükler: Ray Ban

2 Nisan 2012 Pazartesi

Underwater Love

Son bir aydır kafamda yeni (aslında neredeyse eski) bir theme song: "This must be underwater love" diyor, zannedersin yaz gelmiş de chill out yapıyoruz (ya da bir Chanel defilesi atmosferinde takılıyoruz). Yani havayla tamamen farklı tellerdeyiz; kendisi hicazkar nihavend makamında "üşüdüysen kürkünü giy" falan diyor. Ama mağaza rafları ve ben pek kulak asmadık buna; derin maviler, sörf dalgaları, uzun palmiyeler, tropik bitki örtüsü, denizkızları daha ilgi çekici... Hepimiz bu sezon suya aşığız. Su derken yağmur suyu değil ama; şöyle pahalı olanından, defile yüzü görmüş cinsinden.
Taaa geçen Eylül'dü... Okyanuslara referanslar baya kararlı ve tutarlıydı. Peter denizleri resmetti, Stella eteklerin ve ceketlerin kenarlarını dalgalarla süsledi, Sarah Burton da Alexander McQueen için bizzat balıkların kendilerini yeniden yarattı (yüzgeçleri bile var!). Tabii 100 küsür moda aşığı davetlinin huşu içinde izlediği bir koleksiyona ya da evden dergi sayfalarındaki editoryallere bakarken küçük denizkızı olmakta bir sakınca yokmuş gibi geliyor insana. Asıl mesele konuyla alakasız bir şekilde yolda yürüyen kitleye de hitap edebilmek. Bu durumda çok abartmaya gerek yok, küçük olsun bizim olsun yeter...



Kendi şahsım adına, Chanel'in mercan dalı topuklarının bir hayranıyım, fazladan birkaç bin Eurom olsaydı vallahi hiç acımazdım. Ama madem yok ben de Zara'nın sempatik deniz mahsulü küpelerini ya da Vakko'nun dalga desenli şalını takarım. Belki Topshop'un denizkızı pullarını andıran bluzunu da bir ara giyebilirim, veya dalgaların soyut kırılmalarla yansıdığı o eteği ama ikisini birlikte değil, zira (boydan) minyon çapıma o kadar deniz fazla gelir. Tercihen her şey ayrı ayrı... Tabii bu, YSL'in mavili farı için geçerli değil, bence neye olsa yakışır. Öyleyse hazırız, Mango'nun tropik çantasını da alıp denizlere, hatta altına doğru açılabiliriz. Eh yelkenleri de açacak değildim yani?!


Post Arkası:


Okyanus resimleri: National Geographic
Chanel defilesi resmi: Grazia Daily UK
Defile resimleri: The Daily Telegraph
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...