30 Kasım 2010 Salı

Erkek Gözüyle Nasıl Olmuş?

Kadınlar, diğer kadınlar için giyinir derler ama erkeklerin fikirlerini de bu süreç sırasında mutlaka sorarlar: "Nasıl olmuş?". Çetrefilli bir soru ama bu; her cevabın mutlak yanlış olacağı. Sadece güzel kelimesinin yetersiz kaldığı -bir kuru "güzel" için mi harap oldu yani dolap ve ayna arasındaki parkeler o topuklarla ikisinin arasında gide gele?-, herhangi bir düzeltme ve eleştiri eğiliminin "ne haddine? çok anlarmış gibi!" olarak karşılık gördüğü -sen elindeki kumandayı bir bırak da git musluğu tamir et önce!- bir durum. Hatta kız arkadaşlardan birisi tamamen ayrı fikirdeyse o zaman çıkacak olaylara burada hiç girmeyeyim yerimiz dar. Ama konu kişisel olmayınca, ve hazır kimse de yaralanmayacaksa, karşıma erkeklerden birini, üstelik çoğunluğu kız olan bir ofiste on küsür senedir hayatta kalmayı başarmış Ömer'i aldım, önüne de her biri bir başka trendin peşinden giden kıyafetlerin olduğu fotoğrafları dizdim, ve "Anlat, ne görüyorsun?" dedim. Ama tabii adil bir yarış olması için de Kate Moss'u eledim, Blake Lively'nin bacaklarının göründüğü hiçbir foroğrafı kullanmadım, ki geriye de onunla ilgili bir şey kalmamıştı zaten, Megan Fox ve Scarlett Johansson'a ise ben bile bakmadım. Ondan sonra da sordum, Ömer ne düşünürdü ortalama bir günde karşısında Instyle'ın günün şıklarından seçtiği aşağıdaki kıyafetlerden birini gördüğünde:

1. Burnu açık botlar ve siyah minimalism'i:
"Çok biçimsiz bir giysi kesinlikle hiç güzel değil yani, bir kere bu botlar çok çirkin."


2. 70'ler ve yüksek bel - bol paça jean:

"Kendisine çok yakışan bir şey giymiş, gerçi o ayakkabılar biraz ağır kaçmış ama olsun giyiliyor böyle şeyler, ama kemerle çok uyumlu. Özellikle kotu çok beğendim, çok güzel oturmuş üzerine."

4. Hem militer hem deri:
"Pantolonu ve ceketi beğendim, ceket oldukça şık olmuş, belli ki bir şeyin açılışında zaten, tayt (Türkçemizde bu şekil harflerle yazılıyor) da moda, güzel olmuş bence."

5. Tuxedo ve kızsal detaylar karması:
" Küçük kız havasında, gerçi bu kadın hep böyle şeyler seçiyor sonra da klasik bir dekolte yani"

6. Tulum, hem de desenli:
"Buna kıyafet demeyeceğim, pijamasını giyip gelmiş."

7. Erkek ayakkabıları
"Yani daha yanlış olamaz bu kadar zayıf bir insanın bu kadar kısa bir etek giymemesi lazım, herkes her şeyi giyemez ki, Ugg botlar da sadece zayıflara yakışıyor mesela. Ama bu ayakkabılar çok kötü, tek kelimeyle skandal!"

Peki ne dersler öğrendik? Ya da ben kendi adıma neler öğrenmişim?
  • Genel kanının aksine çok zayıf olmayan kızlar kısa giymekte özgür, ki bunu yazarken yüzümün aldığı ifadeyi gerçekten görmenizi isterdim.
  • Katie Holmes'un izleri takip edilebilir, demek ki önümüzdeki sezonun mihenk taşı 70'ler etkisinin kadın vücudu üzerinde iyi sonuçları var.
  • Fırfırları abartmayalım, küçük bir kız çocuğu haline getiriyorlar insanı, her ne kadar ekseninde başka detaylar olsa da, sahneyi kimseye kaptırmıyorlar.
  • Militer kıyafetler şık görünebiliyor ayrıca deri pantolon da sanıldığı kadar tartışmalı bir şey değil, en nihayetinde tayt olarak da yorumlanabilen bir pantolon ve bunun sadece kendi göz yanılgım olmadığını öğrenince bir kez daha rahatladım.
  • Tulumları sevmemekte haklıyım, bir sonraki iş olarak uyumaya gidilmiyorsa giyilmemeli.
  • Bot seçimi hala dikkat edilesi bir husus.
Te-şek-kür-ler Ö-mer! Demeden geçemeyeceğim, nedense kendimi ilginç bir terapi seansından çıkmış gibi hissediyorum şu anda.

25 Kasım 2010 Perşembe

Yazdan Geriye Etekleri Kaldı...


Yaz bitmiş olabilir, özellikle de yağmurların ardından. Ama uzun eteklerin yaz bohemine ait olduğunu düşünenlerin bu fikirlerini yeniden gözden geçirmelerinde fayda var. Eğer kış aylarının pastırma yazı varsa, bu seneki kış dolaplarının da uzun eteği var. Sonbahar/Kış defileleri maxi etekler yürüttü, bize küçük yaşlarımızın gözlerimizi kocaman açarak takip ettiğimiz cool 20 küsürlerindeki kızlarını hatırlattı. Sene 94'tü bütün havalı kızlar uzun etekleriyle ve asker çizmeleriyle gezerdi. Bugün de Leyla yad etti o günleri, kibar ama işveli bir bakış atarak. Uzun eteğinin üzerine beyaz gömleğini, ayaklarına da en yüksek ve profesyonel topuklarını çekti. Bakınız şu anda kendisi 90'ların grunge'ına en prenses selamını veriyor.




Senelerdir gittikçe microlaşan mini eteklerden artık sıkılmış olanlar için kesinlikle denemeye değer, üstelik az çaba-büyük etki temasına uygun olarak. Zaten dolapta var olan bir iki basic bulunur altına da uygun bir uzun eteği seçilir, ortalama bir mini eteği giymek yerine, ve dışarısı için hazır. Deri ceketler, düz kesimler, yün hırka ve kazaklar gerçek dünyaya uygun bir silüet çıkarmada uygun. Ancak selvi bir boya sahip olmayanlar için, ehem ehem kendimden bahsediyorum bu noktada, topuklu ayakkabı maalesef zorunlu. Ayrıca, eğer bol bir kazak giyilecekse dar bir eteğe yönelmek, uzun hırkayı kemerle sıkıp netleştirmek ve çiçekli etekleri deri ceketle rocker yapmak 30'lu yılların aile fotoğraflarından çıkmış gibi görünmeyi engeller. Nostaljiyi tabiki her zaman seviyoruz ama karınca kararınca olduğunda.


Topshop

Erdem


Leyla'nın eteği Zara'dan, ki Zara sanırım bu trende en hazırlıklı mağaza. Olivia Palermo'nun üzerindeki ise Topshop, tıpkısının aynısı kalmamış ama çiçekli bir başka etek de mevcut. New York Times bir makalesinde uzunca eteklerin önümüzdeki 5 senenin başlıca kıyafeti olacağını bile iddia ediyor. Ben şahsen sadece kışın karanlığına ve soğuğuna inat çocukluğumun kraliyet oyunlarındaki kadar mutlu, sanki bir prenses eteklerini uçurarak balo salonundan içeri adım atıyor hissi için bile seviyorum. Ama yürürken eteğimin kuyruğuna basmayın lütfen, prensesliğim bozuluyor.





Not: Leyla'yı Canan Ö. fotoğrafladı. Ünlüler ise People Dergisi'nden.
P.S. Leyla has been photographed by Canan O. The credit of the celebrities goes to People magazine.

19 Kasım 2010 Cuma

5 Parça 1 Kış Dolabı


Bayram hastası bir insan olarak, mecazi anlamda değil bildiğimiz tanıdığımız faranjit geçiren bir insan olarak düşünmeye bol bol vaktim oldu. Dışarıda pastırma yazının en keyifli demleri ama bizim evin içinde kalorifer yanarken 26 derece sıcaklıkta bana karlar yağıyor. Paracetamol'ün de etkisiyle aklıma konuyla ilgili çesitli şarkılar da geldi hatta: Karlar düşer / düşer düşer ağlarım / hep ismini hep ismini anarım, ki umuyorum bu şarkıyı tarihin tozlu raflarından çıkaran şey gerçekten de ilaçlardır. Ama sesim de kısık olduğu için söylemeye maalesef teşebbüs edemedim bile, tabii komşular muhtemelen bu kadar hayıflanmamışlardır.


Bunun yerine ses çıkarmadan yapabileceğim bir aktiviteyle ilgilenmek herkesin ve bizzat kendimin akıbeti açısından esasında daha uygun olabilirdi tabii. Ben de düşündüm, biraz kurcaladım acaba hava gerçekten soğuduğunda üzerimde neler olsun isterdim. Önce Maggie Gyllenhaal gibi görünmek istemiştim, hem de bisikletle birlikte, ama sonra 21. yüzyılda olduğumuzu hatırladım. Ta daaa ve işte benim bu kış için mükemmel parçalarım:









1.


D&G
Solcu parkası. Sezon favorileri cape ve aviator cekete tercih edilesi, çok daha kullanışlı bir seçenek. Hem cape'nin aksine kolları kullanmaya ve çanta taşımaya izin veriyor hem de ceketten daha uzun olduğu için soğuktan daha fazla koruyor.


2.

Alexander McQueen
Soğuğa karşı etkili iki şey vardır. Birisi yeter miktarda çikolata diğeri ise şal, özellikle de bu sezon en sevdiğimiz leopar desenlisi. İki sene önce Louis Vuitton ile başlayan bir trenddi sadece ama artık klasik oldu. Ayrıca leopar desen bir paltoya nazaran daha mantıklı, iki sene sonra "alırken ne düşünüyordum acaba?" dedirtmeyecek. Gerçi çikolatanın kullanım alanı hepsinden daha geniş.


3.



Topshop

Kış diyince akla ilk önce yün kazaklar gelmiyor muydu? O zaman bu sezonun kalın şişman yün kazakları çok da büyük bir sürpriz olmamalı. Ama yuvaklak yakalı fazla masum olanları yeterince kısa şort ve eteklerle eşleştirmek mantıklı bir adım olacak.


4.

Chloé


Bu kışın olayı kesinlikle dolgu topuk hiking (yürüyüş) botları, eğer ki Chelsea'lerin yeterince yüksek ökçeleri olmadığını düşünüyorsanız. Gerçi ben kendilerinin uzun yürüyüşlerde pek faydalı olamayacağını düşünüyorum ama dolmuşu kaçırdıktan sonra otobüse yürürken amacına daha çok hizmet edebilir.


5.

Nars Pure Matte Lipstick / renk-colour: Vesuvio


Tamam kabul ediyorum kırmızı rujun soğuk havayla bir ilgisi, ısınmaya da bir katkısı yok. Ama doğru renkteki kırmızı dudaklara sahip olmadan soğuğu karşılamaya dışarıya nasıl çıkılabilir ki?


Asla ucuz bir liste oluşturacağımı vaad etmemiştim. Ancak Nars ruj hariç diğerlerinin benzerleri, ya da en azından bu kışı görebilir benzer etkiyi verecek daha makul versiyonları; Parka Mango'dan, Olivia Palermo'nun üzerindeki geçtiğimiz sezonun Zara'sındandı, atkı üzerinde Alexander McQueen'in imzası kuru kafaların olacağını garanti edemesem de Accessorize ya da yol üzerindeki herhangi bir yerden, Chloé'ler ise bağcıklarda gerekli değişiklikler yapıldığı takdirde Topshop'tan edilinebilinir. Ayrıca M.A.C. de gayet güzel kırmızı rujlar yapıyor, bence yine de o kırmızı aynı kırmızı değil.

Havaların soğuyacağı günler maalesef sandığımızdan daha yakın, eğer göç etmeyi düşünmüyorsanız. Duyduğuma göre İspanya'nın güneyinde hava daha güneşli olabiliyormuş; mesela Granada'da.




Fotoğraflar: People

13 Kasım 2010 Cumartesi

Büyüyüp Adam Olunca





Yok, ben öyle doktor, bankacı, mühendis gibi herkesçe bilinen ve takdir edilen bir şey olmadım. Onun yerine, "Siz ne işle meşgulsünüz acaba?" sorularına bir paragraf uzunluğunda açıklama yapmamı gerektirecek meslek gruplarına yöneldim. Kesinlikle şikayetçi değilim. İş dışı aktivite olarak Hiç Kıyafetim Yok ile ilgilenen arkadaşlarımla birlikte yüksek katlardaki süper şık ve lüks ofislerimizde sabahtan akşama kadar tık tık topuklularımızla takılıyoruz; ama tabii maalesef hayat şartları icabı arada sahaya inmek gerekiyor. -Ihım ıhım, pardon bu kadar abartı kullanıldığında boğazda gıcık yapıyor.- Neyse ki bu sene tasarımcılar bu nadir zamanları da göz önünde bulundurarak kış soğuğunda da giyilebilir düz ayakkabı ihtiyaçlarına cevap vermek üzere yeni bir şeyler daha yapmışlar, görünüşe göre erkeklerin ne giydiğine bakarak. Botları kısa ve topuksuz seçiniz, biraz da sert kız havası veriyorlar.


Proenza Schouler


Benim kullanım tercihim siyah skinnylerden yana, ama peg-leg pantolonlar da gayet olası, yeter ki bol paça olmasın. Ayakkabı bu kadar maskülen oynadığına göre aksesuarların doğru kullanımı önemli zira Dries Van Noten defilesini adımlamayı planlamıyorsanız o kadar da Erkek Fatma kostümüyle dolanmaya gerek yok. Bunun önüne de birkaç kızsal takı, dikkatlice kullanılmış çiçekler böcekler gibi şeyler geçebilir ancak. Yani, pantolona çiçekli şifon bir gömlek eşlik edebilir, ya da düz bir bluza gösterişli kolyeler eklenebilir, hatta dağınık fırfırlar da bence mümkün. Ama eklentiler kesinlikle "ayy çok şirin" cinsinden değil, sadece bir doz romantik biraz da gotik, yani beyaz değil de siyah inci gibi. Kıpır kıpır hareket eden bir etek de iyi bir tamamlayıcı olabilir gibiydi, teoride, ama biz o konudaki denemelerimizde çok da başarılı olamadık henüz. Proenza Schouler hayal etmiş olabilirim ama Canan'ın Chelsea kılıklı Zara botlarını ayağıma geçirdiğimde kendimi sahneye atıp bateri çalabilirdim (şarkı söylemeyeyim kimse üzülmesin). Topshop'ın sert kız konusuna botlar üzerinden bakış açısı da gayet şık, biraz Oxford biraz Chelsea...


Topshop
Hangi çifti olursa olsun, kışın ofise giderken yolda yağmurdan, soğuktan etkilenmeyecek, masasına oturduğunda hala şık görünecek. Her türlü zorlu koşula ve çalışan kadın olmaya fazlasıyla hazır, sağlam kızı oynuyor, hem de yüksek ökçeleri olmadan da şık görünerek. Muhteşem ofislerde, süper havalı kırtasiye malzemeleriyle -efendime söyleyeyim kalem, delgeç, zımba- ileri teknoloji masaüstü bilgisayarın başında çalışırken, akşamında dışarıdaki hayata karışmayı, Taksim'de yorulmadan yürümeyi, en yüksek perdeden kahkaha atmayı, mutlu olduğunda zıplamayı iple çekiyor. Kendi çapına göre büyüdü adam oldu olmasına da ağır oturaklı nasıl olunur o kısmı hala pek kavrayamadı açıkçası.



Not: Fotoğraf Canan O. tarafından çekildi, botlar da esasında kendisine aitti ve ona gerçekten daha çok yakışıyor.

10 Kasım 2010 Çarşamba

Annneannemin Pileleri



60'ları seviyorum, yalnızca Audrey Hepburn Tiffany'deki kahvaltısını 1961'de etmiş olduğu için ya da the Kinks, Sunny Afternoon'u ve Dedicated Follower of Fashion'ı söylemiş olduğu için değil. 60'ları tam olması gerektiği yerde olduğu için seviyorum, 50'lerin sıkı disiplininden sıyrılmış, savaşlara karşı konuşan, eşitlik için yürüyen bir dönem olduğu için. Kültürel bir değişim yaşatıyor ve bunu elinde olan her mecraya yansıtıyor, kılık kıyafet dahil. Eğer 50'ler sert ve statik, 70'ler uçarı ise 60'lar heyecanlı ve dalgalanıyor. Sanıyorum o nedenle anneannemin de pileleri var o sıralarda dalgalansın diye, 60'larda üç çocuk annesi bir afetti kendisi. Ben genlerinden ziyade ancak kıyafetlerinden birkaçının varisi olabildim. Bu sene de birileri 60'ların pileleri diyince, eteklerinden bulamadım ama sandıktan hem puantiyeli hem de pileli bir bluz çıkardım. Ama gerçekten twist yapmak istiyorsam o zaman konuya uygun bir pileli etek edinmem de gerekebilir.

Marc Jacobs


 
60'ların, özellikle ilk yarısının, temel çizgileri bir kadının kadın gibi görünmesi üzerine, çünkü değişimle birlikte özgürleşme gelecek yakında. Pileler de hem rahat adımları hem de ince belleri sembolize ediyor. Tam anlamıyla 60'lara dönmek ve Mad Men'in Betty Draper'i olmak isteyenler için Louis Vuitton midi etekler yaptı, benzerleri ulaşılabilir mağazalarda (Zara, Mango ve gibilerinden söz ediyorum) çoktan yerini aldı. Gerçi podyumda yürümezken insanı kütüphane teyzesi kılıklı yapma olasılığı çok yüksek, o nedenle dengeyi sağlamak için eteğin tamamlayıcılarının tam tersi yönde hareket etmesi gerekir, yani dar olup hareket etmemesi, ince kumaşlardan yapılması, gerekli durumda kemer kullanılması, hatta ayakkabıların da boyu kısaltmayacak cinsten yüksek ökçeli olması gerekir. Ama kışın dizleri sıcak tutacak, otururken sıkıntı yaratmayacak, işe gitmek için asla fazla kısa olmayacak. Doğrusu ben bir taraftan pile concept'inin kısa eteklerini de seviyorum minyonca olan yapım gereği, o zaman yüksek ökçeler tercih meselesi oluyor daha çok.

Louis Vuitton Sonbahar/Kış 2010-11

Eğer pilelerin 60'lara çıkması gerekiyorsa, 80'lere uğramadan oraya ulaşmanın en doğru yolu hiç şüphesiz doğru kesimlerden geçiyor. Pileli etek üstü bol kıyafetler, ya da pileli bluz altı peg-leg pantolonlar insanı bir anda 1982 yılının en mutlu zamanına ışınlayabilir. Ya bir Betty Draper olmak lazım ya da Audrey Hepburn. Benim anneannemde biraz daha Audrey etkileri varmış anladığım kadarıyla, ben de 60'lara dönerken onun ayak izlerini takip ettim, böylelikle ne kalem eteklerimi ne de skinnylerimi tamamen emekli etmeden sakin geçişler yapabiliyorum. Bir sonraki adımım kesinlikle pileli bir etek olacak ama. 60'ları seviyorum, bu sene pek çok tasarımcının sevdiği gibi, hatta eminim ki bu sezon Marc Jacobs da şifon bluzda sıkı pileleri kullanırken aklının bir köşesinde anneannem kalmıştı.



Not: En üstteki fotoğraf Canan O.'ın kamerasından çıktı, Louis Vuitton'ın defilesinden olan kare (pardon dikdörtgen) Elle'den.


5 Kasım 2010 Cuma

Ben Sıradan Bir Çanta Değilim



"Çünkü ben plastik bir çanta da değilim ve sıkıcı olarak addedilen çevreye duyarlı, ekolojik kıyafetlere yeni bir bakış açısı getirdim." 2007 yılının fenomeni "I'm not a plastic bag" konuşabilseydi eğer, bence bunları söylerdi ve yaratıcısı Anya Hindmarch'a da teşekkür ederdi. O fenomenin 3 sene sonrasında bir 3 Kasım akşamında Anya Hindmarch Vakko'nun  Nişantaşı mağazasında bizim gibi bir iki faniyi ve nişantaşı sosyetesinin büyükçe bir bölümünü en güler yüzüyle aydınlatmak üzere bulunuyordu. Ve bilin bakalım kim davetliydi? Tabiki annem! Ama yazık ki kendisi katılmaya tenezzül etmediği için elimde davetiye kendimi, eski hanımefendilerden hala bulunabildiğinin en canlı kanıtı olan arkadaşım Canan Aydın'la birlikte kapıda buldum. İçeri girince çantanı nasıl taşırsın diye sordu Vakko, ben de yukarıdaki pozu verdim hemen ve hep böyle arkamda taşırım dedim, spot ışıkları hassas gözlerimi rahatsız ediyor da.






Ama "Anya" çok cool bir kadın olduğu için fotoğrafı ne kadar sevdiğini de söyledi imzalarken. Eminim herkese söylemiştir bunu ama olsun benden bahsederken annemin dolabından aşırdığım eteğin dağınık, kızılımtrak saçlarımla uyumu argümanını kullanınca kendimi daha özel hissettim. Bundan öte Anya Hindmarch gerçekten cool bir kadın. Fazlasıyla hazırlıklı, sıkı çalışmış, giyinip süslenip gelmiş bir oda dolusu insanın arasında siyahlar içinde, pantolonu, dolgu topuk kısa botları, uzun kolyeleri ve mavi gözleriyle öylece duruyor. I'm not plastic bag dedim ve mavi gözleri kocaman oluverdi, ne kadar büyük bir şeye dönüştüğünü ve Londra'da bir saat içinde satılan 20.000 çantayı anlattı, bu ilgiye belli ki kendisi de şaşırmış. Yanlış gitmesi mümkün bir proje olduğunu ama her şeyin bir şekilde yolunda ilerlediğinden bahsetti ve çevreye duyarlı bir iş yaptığı, hatta dikkatleri bu noktaya çekmeyi başardığı için artık geceleri rahat uyuduğunu söyledi. 




Ben edinememiştim o çantayı ama plastik olmayan Cath Kidston bez çantamı birkaç senedir en ciddiyet sahibi, renksiz, soluk, sonbahar kıyafetlerımle kullanmaktayım ki kimse beni yanlışlıkla o kadar ciddi bir insan zannetmesin. Ama sonra gidip Anya Hindmarch tasarımı deri bir çanta da aldım, tabii indirimdeyken havada yakalayıp, ve hem ciddi kıyafetlerimle hem de haftasonu jeanlerımle kullanmaya başladım. Tasarımları da en az kendisi kadar cool, hem rahat hem şık hem de kullanışlı, düz siyahlarının üzerinde bile renkli, zincirli bir sapla ya da farklı cins bir deriyle, metaliklerle yaratılmış değişik bir taraf da var mutlaka. Bir çantayı farklı yapacak birkaç sırrın üzerine oynuyor Anya Hindmarch ve her sezonda bir hit çıkarmayı da bu nedenle başarıyor. Evet, yere göğe koyamadığımın ben de farkındayım ama rahatsız etmeyin lütfen, hala etkisindeyim kendisinin.








Not: Anya Hindmarch'ın sempatik bakışını ise Canan Aydın yakaladı.

1 Kasım 2010 Pazartesi

Kedi Kadın




Kesinlikle tarzım değil, zaten benim için fazla vamp. Ben daha romantik, biraz da rahat, ama yine de sofistike, düzgün ve dağınık arasında gidip gelen kılıkların insanıyım. Ama Isabel Marant'ın meşhur deri pantolonuna, özellikle de Kate Moss'un, çok gerçekçi bir kişilik olmadığını kabul ediyorum ama, üzerindeyken baktıkça gözüm alışmıyor değil. Hatta gelenekselleşen sert kız imajının mimarı deri ceketle kıyaslayınca daha ilgi çekici bile olabilir. Bu sene kedilerin senesi değil miydi zaten? Ben de Gotham City'nin en seksi sakini olarak Halle Berry versiyonuna değil de, Michelle Pfeiffer'ın Kedi Kadın'ına selamlarımı sunmak istiyorum, henüz 10 yaşındayken "wow!" ünlemini anlamlandırmama katkılarından dolayı (gerçi o zamanlar daha Türkçe karakterlerle anlamışımdır muhtemelen). Ayrıca bu sene kendisi filmdeki dikişli, yırtık, vahşi deri kıyafetleriyle Isabel Marant ve Balmain sayesinde her zamankinden daha şık görünüyor.

Isabel Marant
 
Kabul etmek gerekir ki, moda, hem de fazlasıyla günün, anın modası. Deri elbise, etek ya da ceket, yani deri her ne olursa. Ama bence en giyilesi olanı pantolon, eğer ceketler artık klasik olduysa. Çünkü; dengeleme alanı tanıyor, elbiseye kıyasla ve daha genç ve inanması güç ama daha zayıf gösteriyor eteğe oranla, eğer kalem etek değilse. Ancak yine de ince iş, çok ince hem de. Bu anlamda hali hazırda vamp görünümlü olduğundan Kate Moss'un kullandığı yol esasında son derece doğru. Bir düz beyaz t-shirt, sade siyah babetler ve hiç uğraşmadım ama cool'um. Ama yerden yükselmek gerekliyse de topukluların en az alengirli tarafından kaliteli stilettolar olması herkesin hayrına tabii, bant yok, parıltı yok (katı askeri disiplin). Yani amaç şık görünmek, rica ederim, itibarından şüphe duyulan bir gece kulübüne eğlemeye gitmiyoruz, hanım hanımcık olsun pabuçlarımız. Bilekleri kapatan bir modele kısa bot kulübünden sakin bir çift eklemek de gayet mümkün ama bu pantolonda bir trajediyle sonuçlanma olasılığı oldukça yüksek, özellikle de 1.75'in altındaki boylarda. Üstler için en sağlam strateji en sade  yoldan geçiyor. Peki ya ben biraz da eğlenmek istiyorsam? O zaman biraz kızsal, biraz victorian deneyebilirim. Böylelikle kıyafetim rock'n roll çalan bir flarmoni orkestrası gibi olacak, yani bazen iyi kız ve kötü kız çok yakın arkadaş olabiliyor. En önemli nokta rahat ve düzgün kesimleri korumak ve üst kısımda hacimden faydalanmak. Bu arada deri ceketten uzak tutulması gerektiğini de söylemeyeyim değil mi? Deri pantolon efektine benzer bir etkinin yalancı deri pantolon ve taytlarla da sağlanabildiği bilinen bir gerçek ama çok parlamamasına biraz özen lütfen, insanları kandıracaksak gözlerine sokmamakta bence fayda var.

Merak ediyorum da acaba Kedi Kadın da yüksek ökçeleriyle aralarında Batman'in de bulunduğu birkaç kişinin canına okumak üzere evden çıkmadan hemen önce aynanın önünde giyecekleri konusunda bu kadar düşünmüş müydü? İnsanın içinden gelmesi lazım tabii öncelikle, hem kendisini deri bir pantalonun içine gururla yerleştirebilmesi hem de hak eden birkaç kişiyi şöyle bir pataklayabilmesi için. Herkesin harcının olamamasınin yanı sıra deri pantolonlar ya sevilmek ya da nefret edilmek için, kesinlikle kayıtsız kalınamıyor, tıpkı Kedi Kadın karakterine karşı hissettiğimiz gibi. İçimdeki ses şüphelerime rağmen denenmesi gerektiğini fısıldamakta. Korkarım ki ben, bu kadar laftan sonra yavaştan yavaştan sevme tarafına doğru meyletmekteyim. 




Hatta Kate'in üzerine teşebbüs ettim ve kendi denemelerimi bile yaptım...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...