29 Şubat 2016 Pazartesi

The Red Carpet Challenge: Ben Bu Halıya Uymuyorum!

Bir süredir kafam biraz karışık. Kimi ve neyi tanıdığımı, nelere saygı duyduğumu tam olarak kestiremiyorum. Gerçeklerle arama mesafe koydum, sanıyorum ondandır. Anayasayı bir kenara bıraktım, kutsal Vogue'a basıyorum ben artık elimi. Gerçeklerden kaçanlara da üç şeyi ayrıca tavsiye ediyorum: Netflix, Kiralık Aşk (cuma akşamları herkes evde bunu izliyormuş valla öyle diyorlar) ve Oscarlar. Leonardo di Caprio için bile onca badireden sonra mutlu son, Jessica Jones'un kazanma ihtimali, aşkların doludizgin devam etmesi gibi şeylerin varolduğu ve sıradan bir günde kimsenin ölmediği dünyalar bunlar. Dünya böyle olduğunda kılığı kıyafeti de ancak Disney gerçekliğinde oluyor tabii... 
Alicia Vikander / Louis Vuitton
D: Dedem beni papatyam diye severdi, yaş işte 5 falan.
N: Ay hatırladım ben bunu, bizim lise mezuniyetinde de vardı!
G: Tuvalet bekliyordum ben, paraşüt değil. Maksat ne peki, ayakkabının gözükmesi mi?
M: Yazlık terlik o, ayakkabı değil. Yataktan kalkarken ben de yorganı doluyorum böyle belime.
Brie Larson / Gucci
M: Kemerine zoom yaptıkça bayıldım detaylarına, ama ağır değil mi şekerim o öyle? İnsanın beli ağrır bütün gece, baktıkça ağrıdı benim belim.
N: Ben etek kısımlarına baktıkça ilkokulda el işi kağıdıyla yaptığım çalışmaları görüyorum.
M: Vantuzlu ahtapot kolu hiç çalışmamıştım ilkokulda.
G: Göğüs kısmı falan çok güzel oturmuş zarif bir elbise aslında ama o saçlar ne öyle? 
D: Ofisteki masam da aynı böyle, topladıkça dağılıyor.
Cate Blanchett / Armani Privé
N: Çiçekler böcekler... Merhaba güneş, merhaba bulut!
D: Ben şu hayatta bazı insanları kayırıyorum. Cate Blanchett'i tanısaydım onu da kesin kayırırdım.
G: Cate'ciğimin gülüşü yeter!
M: "İnş cnm ya!" Cate'in bu "Allah hepinizin belasını versin ne işim var burda?!" bakışlarını kendimden tanıyorum ben.
G: Elbisede doz aşımı.
M: Ve buna rağmen elbiseden çok ruh haline odaklanıyorum.
Charlize Theron / Dior Haute Couture
D: Charlize Theron hayatımda neden böyle riskler almadığımı açıklıyor; hiçbiri o kolye kadar pahalı değildi.
N: Bana kırmızı yakışıyor, Charlize'e de yakışıyor; hatta o dekolte de yakışır bana. Dilek'in evlenmesini bekliyorum onun için.
M: Yok giyme, ben beğenemedim; makas elden kaçıp fazladan kesilince son dakika eforu gibi duruyor.
G: Amaç kolyeyi ön plana çıkarmaksa bence başarılı, değilse o nasıl kötü bir dekolte öyle?!
Daisy Ridley / Chanel
N: Hiç beğenmedim ve bu görüşümün erkek arkadaşımın Star Wars'ta kızı beğenmiş olmasıyla uzaktan yakından alakası yok.
D: Sen evlenirsen ben senin düğününde böyle bir şey giyebilir miyim peki?
G: Gerçek bir tuvalet uzun olur, tuvalet giy sen, böyle ara boy olmaz. Bu konuda tutucuyum.
M: Bir orantısızlık var bunda; hem çok dar hem çok kısa hem basenin üstü kıvrılmış.
D: Matematik dersindeki oran orantı problemine döndüm sayenizde.
Olivia Wilde / Valentino Haute Couture
G: Bu nedir allasen?!
N: Terziye gittim ben geçen gün, elbisemin yanlarından dikişleri falan açılmıştı, bilseydim Olivia'yı da götürürdüm.
M: İstersen beni de götür, ben elbiseye bayıldım!
D: Giderken kanat lazım olursa Olivia'nınkileri alırsınız.
Rooney Mara / Givenchy Haute Couture
D: Bu kadın bana Londra'daki ilk üç ayımdan sonra annemin "hayalet gibi olmuşsun!" demesini hatırlatıyor.
M: Addams Family! Kırmızı ruj ne kadar muhteşem de olsa kurtarmıyor.
N: Bir kedim bile yok, anlıyor musun, hadi gülümse!
G: Ben yine maksatını soracağım.
M: Öbür dünya herhalde maksat.
Saoirse Ronan / Calvin Klein Collection
M: Annemin 30 sene söyleye söyleye başımın etini yediği, göbeği ortaya çıkaran kötü model ve kötü kumaş ikilisinin en ibretlik örneğini görüyoruz bu elbisede. Beni kurtardığın için teşekkürler anne!
N: Ben Jane Fonda'yı görüyorum bu elbisede. O kadar yaşlı olmadığım için de kendime göre hiçbir şey göremedim.
G: O da zaten muhtemelen annesinin nişanlık kıyafetini giyip gelmiş. Annesinin Jane Fonda olduğunu sanmıyorum gerçi.
D: 70'lerde disco'ya gitseydim kesin böyle bir şey giymek isterdim.
M: Osmanbey'den alışveriş yapmazdın sen şekerim. 
D: 70'lerde yapardım ama belki?

Post Arkası:
Anonymous kalmak isteyenlerimiz vardı; o nedenle sadece harfler. Her birisine ayrı ayrı teşekkürler!

Fotoğraflar, kutsal moda kaynağı Vogue'dan.

25 Ağustos 2015 Salı

Dün

Gerçeklerle başa çıkmak zor geldiğinde en güzel kaçış o sorunun üzerine uyumaktır. Sorunları dünde bırakıp tozlarını halının altına süpürmek kadar çözüm odaklı bir yaklaşım daha yok; dünden sonraki günü kurtaracağın kesindir. Sabah mahmurluğuna verip açmayabilirsin gözlerini. Tozların tozlaşarak çiçek açtığını umabilirsin. Görmezden gelebilirsin, bir yere kadar umursayabilirsin zaten. Ancak bir sabah gözünü açtığında gerçeklik aynı kalmışsa ve sana hala sorun yaratıyorsa işte o zaman gerçekten uyanmanın ve temizliğe başlamanın vakti gelmiş demektir. 



Post Arkası:
Sorunlardan kaçarken ben, temsili...

Merak edenlere:
Elbise: Şile bezi, Şirince'den / Şapka: Network / Terlikler: Vera Wang

12 Ağustos 2015 Çarşamba

Araf

Yazasım gelemedi aslında, iyimserliğim gelemedi. Kötümserliği paylaşmayı sevmiyorum ben, görmezden gelmeye de tahammül edemiyorum. Arafta kalınca ne yöne düşüleceğini kestiremiyorum. Uzaktan bakarken daha iyiyim aslında; bakarken ne gördüğümü bilmediklerinde yorumlarım kendime kalmakta özgürler. Okurken, doğru bildiğime inanıyorum ben, gözüme gösterilenin ötesine. Direnirken pasif olmakta bir sakınca görmediğimden, inadına barışı savunduğumda da bir o kadar sakinim aslında. Ağladığımızda değil, gülebildiğimizde kazandığımız bir savaştayız hepimiz.





Post Arkası:

Merak edenlere;
Elbise: Vakkorama / Ayakkabılar: Tory Burch / Çanta: DKNY / Kemer: Machka / Gözlükler: Persol

3 Temmuz 2015 Cuma

Sabır

Sabreden dervişin muradına ereceği doğru olabilir; ama ben derviş olmadığımdan bilemiyorum bunu. Benim bugüne kadar deneyimleyip de tasdik edebildiğim tek şey sabrederken çatladığım olmuştur. Ortada erilecek bir murat söz konusuysa tercihim kimse çatlamadan o muradın kendi kendine, tıpış tıpış gelmesi şeklinde olacaktır. Ellerim belimde büzüşen içim ve gömleğimle ben de bir yere kadar bekleyebilirim. Yoksa kime şikayet edeceğimi bilemiyorum açıkçası; bana da yazık yani....

Post Arkası:
Sabır, Sabır Ya Sabır

Merak edenlere;
Gömlek: Çocukluğumdan / Pantolon: Machka / Ayakkabılar: Isabel Marant / Çanta: DKNY Gözlük: Persol / Saat: Longines (Tevfik Aydın Saat)

4 Haziran 2015 Perşembe

Basma Kalıp

"Ayyy pırlanta gibi" dediğimiz kişinin cinsiyeti kadın olmuyor genelde, pırlanta gibi çocuk olur. "Kaliteli" diye tanımladıkları kişi erkek değildir, kadının kalitelisi oluyor. Bir erkek mesela çok düzgün olabilir, eğer ki mal değilse; adam malsa sıkıntı büyük. Kadında zeka pek rastlanan bir özellik olmasa gerek, karşılaştıklarında atomu bulmuşçasına sevinenler de var, kadında zekayı çekici bulmayanlar da. Ben de mesela erkeğin çok yakışıklısını sevmem; gözü dışarıda oluyormuş onların, annem öyle öğretti. Bir cetvelimiz olsa da çizsek diyeceğim de, içi dolmuyor öyle. Görsel beğenilere toplumsal kalıpları basınca anlamlı bir bütün oluşturamıyorlar. Dengeyi içsel ve dışsal olarak bütünlemek lazım aslında. Düzse siyah, topluysa topuz olsun diyeceğim ama o haliyle de çok sıkıcı oluyor ayol! 

Post Arkası:
Konuyu açan Esra'ya, geliştiren Sevin'e ve düzleştiren Nesli'ye teşekkürler!

Merak edenlere;
Bluz: Machka / Etek: Elizabeth & James / Ayakkabılar: Pedro Garcia / Gözlük: Chanel / Çanta anneannemin

27 Mayıs 2015 Çarşamba

Delilik

Einstein'la naçizane hemfikir olduğumuz bir konu delilik. Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir demiş üstat zamanında. Ve ben nedense hep bunu kendime kanıtlamak için çabalıyorum, sürekli aynı şeyi yapıp neden hayatımda hiçbir şeyin değişemediğini anlamaya çalışarak. Yani evet çok mantıklı bir yöntem olmayabilir ama hayata dair belli bir bakış açısı veriyor insana; başkası fikir sorduğunda doğru dürüst akıl verebiliyorsun, geçmişten yola çıkarak örnekler verebiliyorsun falan... Kendine gelince de mesele, nedense aynı deli gömleğini yeniden konuya adapte etmeye çalışmaktan alamıyorsun işte kendini.  

Post Arkası:

Merak edenlere;
Gömlek: Elizabeth & James / Şort: Moschino Cheap & Chic / Çanta: Valentino / Ayakkabı: Christian Louboutin / Gözlük: Persol / Saat: Longines (Tevfik Aydın Saat)

18 Mayıs 2015 Pazartesi

Hane

Bazen durup düşünürüm, bazen de sadece dururum. Düşününce bir karar almak gerekiyor bazen. Yalnızca durabilirsen kararlarını havaya, kuşa, rüzgara, gezegenlere falan da bırakabilirsin. O zaman kısmet olur bazı şeyler, niyetinden bağımsız olarak, öyle olması gerektiği için, müdahale ettiğinde de olayları değiştiremediğin için. Dururken akışına bırakmanın, durduğun yerden öylece bakmanın kendince bir ferahlığı var; o ferahlık hanedeymiş gibi görünmese de. Hanede dururum bazen, durup da düşünmek yerine. Bazen her şey siyah ve beyaz kadar net, ve bir o kadar da üst üste...

Post Arkası:
If you have got a spare half a million...
Courtney Bartnett / Depreston

Merak edenlere:
Elbise: Helmut Lang / Gözlük: Chanel / Ayakkabılar: Giuseppe Zanotti / Çanta ve Küpe: hediye
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...